comment 0

Duyabileceğiniz ve Dokunabileceğiniz Haritalar

Görebilen insanlar her gün harita okur. Haritalar doğru metro durağında inmemize, küresel ilişkileri anlamamıza, müze gezileri planlamamıza ve yeni ofisin kat planını hatırlamamıza yarar. Haritaları kullanışımız ve ne temsil ettiklerini anlayışımız neredeyse tamamen, onlara bakmamıza dayanır.

Dolayısıyla yeni bir yerde, 285 milyon görme engelli insanın çoğunun her gün yaptığı gibi görmemek, haritasız yolumuzu bulma düşüncesi kafa karıştırıcıdır. Ama bir grup bilim insanı, mimar ve avukatlar, görme engelli insanlar için yeni yol bulma metotları üzerine çalışıyorlar: Bilgiyi dokunma ve ses üzerinden aktaran haritalar yapıyorlar.

Toplu Taşıma için Haritalar

Harita kullanmak toplu taşımayı kullanmanın büyük bir bölümüdür. Bu yüzden San Francisco’da Smith-Kettlewell Göz Araştırma Enstitüsü’nde çalışan bilim adamı Dr. Joshua Miele, her BART aktarma istasyonuna ulaşılabilir haritalar tasarlamak amacıyla, körler için yerel bir organizasyon olan LightHouse’la iş birliği yaptı.

Kabartma yazıcısıyla üretilen haritalar, dokunma duyusuyla algılanabilir, büyük baskı ve ses bileşenine sahip. Bir Livescribe akıllı kalemiyle kullanıcılar, bir ikona (örneğin bir bilet gişesi veya çıkış) tıklayabiliyor ve daha detaylı bilgi (ücret miktarı veya merdivenlerin hangi kesişime gittiği gibi) dinleyebiliyor. LightHouse’un avukatları, harita ve kalemleri hazirandan beri müşterilerine dağıtmaktalar.

“Bu gerçekten de [görsel anlamda engelli bir kişinin] oturma odasından kendini ziyaret etmeyi planladığı bir BART istasyonuna göre yönlendirip, girişten itibaren dönüşlerine, platformlara ve tren ve otobüs duraklarına kadar bir seyahat rotası planlayabildiği ilk sefer” diyor Miele. “Bu gerçekten de özel.”

Fizik ve psiko-akustik konularında diplomaya sahip olan Miele, 25 yıldan uzun bir zamanını – doğrudan ön saflarında olduğu, özellikle erişilebilir haritalar yaratma işine odaklanarak – görsel anlamda engelli insanların bilgiye erişimini geliştirmeye adamış. Görme kabiliyetini dört yaşında kaybeden Miele birinci elden, haritaların onlar için ne kadar yararlı olmasına karşın, tarih boyunca körlere yönelik bulunan kartografik bilginin eksikliğini biliyor.

“Çok uzun süre boyunca, körlerin dokunsal haritaları kullanamadığını ima eden araştırmalar mevcuttu” diye devam ediyor. “Kör bir insan olarak, hem de bir araştırmacı olarak, bu beni şok ediyor, çünkü açıkça doğru değil.” Mekânsal kavrama yetisi tamamen görsel değil, diyor. “İyi yönlendirme ve hareket kabiliyetine sahip kör insanlar kusursuz mekânsal kavrayışa sahiptirler, çünkü zorundadırlar.”

O eski çalışmalar çürütülmüş olsa da, Miele kör ve görsel anlamda engelli topluluğun hala oldukça düşük bir okuryazarlık oranına sahip olduğunu söylüyor: Kör alfabesi okuma anlamında değil, ama dokunsal grafik temsilleri inceleme ve anlama bakımından. İyi tasarım bu durumun değiştirilmesinde anahtar parça. “Görsel bir haritaya her zaman daha yakından bakabilirsiniz, büyütebilir ve yakınlaşabilirsiniz ya da gözlerinizi kısarak bakarsınız” diyor Miele. “Ama dokunsal bir haritada yakınlaşmak veya gözlerinizi kısmak yoktur. Olduğu çözünürlüktedir. Dolayısıyla üzerine ne kadar çok şey işleyeceğinize dikkat etmeniz gerekir, çünkü kolayca karmaşıklaşabilir.”

O, Braille kör alfabesi kullanımının bazen bir haritanın etkinliğini kısıtladığını hızlı fark etti, çünkü Braille sadece tek bir font büyüklüğünde kullanılıyordu. Ses bileşeni işin içine burada giriyor.

Yine de her şehrin kendi dokunsal ulaşım haritalarının olması zaman alacak; çünkü Miele’ye göre “bunlar her insanın yapabileceği şeyler değil” ve talep –henüz– yok.

“En büyük amacım kör insanların böyle haritaları sadece küresel olarak kullanabiliyor olmaları değil, ama bunların beklentisi içinde olmaları, onları istemeleri, talep etmeleri ve dışarı çıkıp istedikleri şeyleri yapma kabiliyetlerini geliştirecek şekilde kullanmaları.”

Öğrenmek için Haritalar

Dr. Colleen Farmer, Utah Üniversitesi’nde Evrim ve Organizma Biyolojisi üzerine çalışan bir Yardımcı Profesör ve yıllardır üniversite öğrencilerine karşılaştırmalı morfoloji (temel anlamda, yaşayan varlıkları vücut yapılarına göre sınıflandırma bilimi) öğretiyor. Ancak 2009 yılında kör öğrenciler için Science Without Sight ismindeki workshopa davet edildiğinde, odağı değişti.

Herhangi bir görme bozukluğu olmayan Farmer, “Morfolojinin kör çocukların etkileşimi için ideal bilim olduğuna dair bir aydınlanma yaşadım” diyor. “Bilim dallarının çoğu oldukça görsel – bir mikroskop veya teleskopa ihtiyaç duyuyorsunuz. Ama morfolojide hissedebiliyorsunuz.” Workshop sırasında farklı dinozor türlerinin kafataslarını dokunma yoluyla karşılaştırarak türler üzerine ilgi çekici tartışmalar yürüttüklerini anlatıyor.

Öğrenci ve öğretmenlerden aldığı olumlu yorumlarla Farmer, Körler için Ulusal Federasyon’un işbirliğiyle engelli K-12 öğrencileri için bilim kiti hazırlamaya atıldı. Şu ana kadar hazırlanmış olan iki kit; işitsel ve Braille alfabesinde ders planlarıyla, 3B çıktı yöntemiyle üretilen kafatası ve kaplumbağa kabukları, oyunlar ve dokunsal haritalarla primatların evrimini ve Galapagos Adaları’nın ekolojisini anlatıyor.

Farmer kitleri isteyen tüm yerel dersliklere ücretsiz dağıtmak için Utah’ın Doğal Tarih Müzesi ile işbirliği kurdu. Araştırmasını ilerletmeyi ve başka bilim adamlarını da kendi araştırma alanlarına yönelik kitler geliştirmek için teşvik etmeyi umuyor. Yakın zamanda gerçekleşen bir konferansta kendisine gelen bir ilginç fikir de ses ile kör öğrenciler için deniz tabanının farklı kısımlarının anlatılması.

b73d9646f

Tasarım için Haritalar

San Francisco’lu mimar Chris Downey görme yeteneğini 2008 yılında bir beyin tümörüne kaybettiğinde ofisine bir ayda geri döndü. İşini bırakmak onun için bir seçenek değildi, sadece nasıl yapacağını çözmesi gerekiyordu. “Dokunsal grafik fikri benim çalışabilme yeteneğim için önemli hal aldı” diyor Downey. “Kısa bir işlemle kabartmalı yazıcı edinme ve dokunsal çizimler yapmaya başlama imkanı bulduk.”

Şimdi Downey mimari danışmanlık firması (Architecture for the Blind) Körler için Mimarlık’ta dokunsal planlar kullanıyor. Körler için Mimarlık, LightHouse için yeni mekan tasarımında ortak firmalardan biri, erişilebilirlik konularında BART için danışman firma; Transbay Transit Merkezi için planlar ve AC Transit’in hızlı otobüs sistemi için platform tasarımları üzerinde çalışıyor.

Dokunsal planlar sert bir öğrenme eğrisi gerektiriyor. Downey, “Eğitimimden büyük oranda bir grafik anlama kabiliyetim vardı, ama dokunsal anlamda yeteneğim yoktu” diyor. “Parmak uçlarımın çizim okuma için gereken grafik bilgiyi algılama becerisi oldukça az gelişmişti. Gerçekten odaklanmam gerekti.”

Görsel mimari planlarda, Downey’nin dediğine göre, “meslekte standartlaşmış grafik stratejiler bulunuyor. Renk ve ton üst üste gelen bilgileri gösterebiliyor. Uzun oklar detayları gösterebiliyor. Grid çizgileri alanı organize etmeye yardımcı oluyor.” Ama dokunsal çıktılarda bunların hepsi gürültüye dönüşüyor. “Gereksiz bilgiden arınmak için gerçekten sadeleştirmelisiniz.”

Downey aynı zamanda haritaları görsel anlamda engelli biri olarak incelediğinizde temel bilgi hiyerarşisinin nasıl değiştiğine dikkat çekiyor. “Bir çizimi veya haritayı gördüğünüzde, öncelikle mekanın genel bir anlayışına sahip olursunuz. Daha sonra detaylara inersiniz,” diyor. “Parmaklarınızla okuduğunuzda, öncelikle detaylarla başlarsınız ve o detayın ne oluğuyla ilgili bir fikriniz olmayabilir. Parçaları birleştirmeniz veya genel resmi bulmak için bir strateji geliştirmeniz gerekir.”

Downey’nin şu anki küresel tasarım uygulamasını yönlendiren detaylara olan dikkati – olabildiğince fazla çeşit insana ulaşabilmeyi amaçlayan mimari. “Görsel olmayan, benim deneyimlerimden, ama aynı zamanda genel mimarlık eleştirisinden gelen tasarımı düşünüyorum,” diyor. “Çok büyük oranda nesnelerin nasıl göründüğüyle ilgili. Ben bir binanın ona ellerinizle dokunduğunuzda, bir korkuluğu kavradığınızda veya bir orta avluya eğildiğinizde nasıl tecrübe edildiğiyle ilgileniyorum.”

Yerler de önemli: engelliler için kar amacı gütmeyen eski bir projesinde Downey, farklı zemin kaplaması türlerini  -mantar ve cilalı beton- nasıl görsel anlamda engellilerin, ofisleri ortak alanlardan ayırt etmelerini sağlamak için kullandığını anlatıyor. Kapılar konusunda ise: “Önünüzdeki kapı kolunun bağlantısından tasarımcının ne kadar önem verdiği konusunda çok şey öğrenebilirsiniz,” diyor. “Bu bir binanın el sıkışması gibi.”

Downey ve Miele’nin ikisi de Google Maps, BlindSquare ve Uber gibi GPS tabanlı yönlendirme aletlerinin görsel anlamda engellilerin hareketi için ne kadar önemli olduğunu anlattı. Ama ikisi de aynı zamanda fiziksel bir haritanın eşsiz gücüne ve dokunsal okuryazarlığın görsel anlamda engelliler arasında artması için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti. “Bir haritayla, etrafınızda mekan hakkında evrensel bir görüş edinirsiniz,” diyor Downey. “Ve bu, bir sonraki gidişinizin sizin için daha kolay olmasını sağlar.”

citylab.com‘dan çeviren: Bilge Erdem

Reklamlar

Mesaj Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s